Hepimizin çocukluk anılarında bir başka yer tutar 23 Nisan. Hani hep şu merak edilir ya! ”eski bayramlar mı güzeldi? Yoksa biz çocuk olduğumuz için mi bize güzel gelirdi? Her neyse bu kısır döngüye girmeden inceden bir anımızı anlatmaya çalışalım.
80’lerde çocukluğunu yaşayan birisi olarak, bugünlerle o günleri bir cümleyle kıyaslamam gerekirse “O zamanlar imkan yoktu, mutluluk vardı. Şimdi imkan çok ama tadı yok.”
Benim aklıma çocukluğumdaki 23 Nisanlar deyince ilk gelen anım ; yaptığımız gösteri ve orada düştüğüm durumdur.
23 Nisan yaklaşıyor ve bizim sınıfa bu bayramda gösteri yapacağımızı söylediler. Tabi ki aldı bizi bir telaş. Defalarca yapılan hareketler, uzun uzun tekrarlar sıkıldık, bunaldık. Bir de üstüne heyecanı koyarsak düşünün halimizi. Bu hareketler içinde bir hareket var ki oldukça zor bir hareket ve sınıf için de bunu iki kişi yapacak dendi. Biri sınıfta çok zeki bir çocuk vardı onu seçti hoca. Bir de sınıfın hiperaktifi ben. Hareketi tam hatırlamıyorum ama hoplamalı zıplamalı bir hareket. Zaman geldi çattı. Gösteri sırasında ikimiz grubun önüne çıkıp hareketlerimizi yaparken Küt! Popomun üstüne düştüm. Canımın yandığına mı yanayım? Yoksa rezil olduğuma mı? Bir hafta kimseyle konuşmadım. İki kişi yan yana konuşuyorlarsa acaba beni mi konuşuyorlar? diye kendi kendimi yedim. Şimdi o zamanları düşününce nasıl şeyleri kafama takmışım.
Daha güzel bir anımı paylaşmak isterdim ama aklıma ilk gelen bu. Netice itibarı ile benim acısıyla tatlısıyla benim anım.
resim