Ankara'nın Başkent olması ve ilk tepkiler
Ankara, 27 Aralık 1919'da Heyet-i Temsiliye'nin gelişiyle Milli Mücadele yönetildiği merkez halini alır. Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları bugün Meteroloji Binası olarak kullanılan Ziraat Mektebi'ne yerleşirler ve çalışmalarını buradan yürütürler.
Kurtuluş Savaşı'ndan sonra yaşanan gelişmeler iyiden iyiye Ankara'nın yeni devletin başkenti olacağını gösterir. Ancak İngiltere, Ankara'nın başkent olmasını istemez ve Lozan'dan sonra sert diplomatik hamleler ve lobi faaliyetleri yaparak Ankara'nın başkent olmasını engellemeye çalışır. Bu sebeple, Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, İtalya ve Japonya'ya bir nota göndererek, Türk Hükümeti nezdinde Ankara'ya atanacak temsilcilerin 'elçi mi?' yoksa 'büyükelçi mi?' olacağını; 'İstanbul'da mı?' yoksa 'Ankara'da mı?' oturacaklarını sorar. Ancak Türk Hükümeti dış baskılara boyun eğmez. Ülke içinde de bu konu ile ilgili tartışmalar başlar. Kurtuluş Savaşı'nın gözü pek komutanlarından olan Refet Bele dahi Ankara'nın başkent olmasını istemediğini ve kabul etmeyeceğini açıklar.
Tartışmalar sürerken Ekim 1923'te İstanbul'daki tüm yabancı kuvvetler ülkeden ayrılır. Son düşman askeri de vatan toprağından ayrılmıştır. Mustafa Kemal ile mutabakat halinde olan Dışişleri Bakanı İsmet Paşa ve on dört arkadaşı,9 Ekim 1923'te Ankara'nın başkent olması için,
'Türkiye Devleti'nin makarrı idaresi Ankara şehridir.'
teklifini meclise sunar. Bu teklif 13 Ekim 1923'te kabul edilir.
İngiltere, Ankara başkent olduktan sonra da diplomatik yöntemlerle direnişine devam eder. Büyükelçisi İstanbul'da ikamet ettiği halde Ankara'da bir temsilci bulundurur. Sovyetler Birliği, Gürcistan, Afganistan, Ukrayna ve İran'ın büyükelçilikleri Ankara'da iken diğer devletler İngiltere'nin izlediği yolu izlemiştir. Ankara'nın başkent olmasını istemeyen ülkeler ve içerideki muhalifler;
'Bir müddet yerleşmeye çalışılır, sonra yine İstanbul'a dönülür.'
'Ankara'nın merkezliği geçici bir durumdur. Sıfırın üstünde medeniyet olmaz. Buraya boşuna masraf etmemeliyiz.'
'Bir müddet kalırız. Yerleşmeye çalışırız.Sonra İstanbul'a dönsek bile, sıkışınca Anadolu'da taşınabilecek bir merkez edinmiş oluruz.'
'Bu yükseğe dayanılmaz, Ankara'lı Ermeniler bile 50 yaşından sonra İstanbul'a göçerlermiş.'
gibi düşüncelere sahiptirler.
Ankara'nın Şehirleşme Planı için hazırlanan Meteoroloji Raporu
Cumhuriyetin ilanı sonrası Ankara'nın başkente yakışır bir hale kavuşması için çalışmalar başlatılır. O yıllarda Ankara'nın en önemli sorunu sıtma hastalığıdır. Durum o kadar vahimdir ki 1924 yılında Ankara'da sıtma oranı %98'dir. Bakanlar kurulu ve Meclis toplantılarında, bakanların ve vekillerin çoğu sıtmalı oldukları halde gelirler. Mustafa Kemal, bu durumun önüne geçilmesi için, o günlerde bataklık olan ve sonradan adı Atatürk Orman Çiftliği olan araziyi ıslah ettirmek için çalışma başlatır.
Ankara'nın Şehirleşme Planı'nın yapılması için yapılan uluslararası proje yarışmasını Profesör Hermann Janssen kazanır. Profesör Hermann Janssen, Mustafa Kemal ile ilk kez buluştuğu zaman proje hakkında;
'Bu şehir planını tatbik edecek kadar kuvvetli bir iradeniz var mıdır?'
diye sorunca, Mustafa Kemal çok kızar ve;
'Koca memleketi yedi düvelin elinden kurtarmışız. Bunca devrimler yapmaktayız. Bütün bunları yapmakta olan bizlere bir şehir planını tatbik edip edemeyeceğimizi mi soruyorsunuz?'
diye cevap verir. Profesör Hermann Janssen ise;
'Belki sizin hakkınız var. Biz Almanya'da bile böyle durumlarda büyük sıkıntılar yaşıyoruz. O yüzden sordum.'
diyerek karşılık verir.
Ankara'nın Şehirleşme Planı için Profesör Antal Réthly'den de bir çalışma yapması istenir. Profesör Antal Réthly Temmuz 1927'de Ankara İklim Raporu'nu hazırlar ve sunar.
Devam Edecek...
Aksakallı Macar Profesör Antal Réthly Efendi Yazı Dizisi