83 yılında Pakistan'ın kuzeyinde, Lahor/Muridke’de doğan İqbal çocukların emeklerinin sömürülmesinin yasal olabildiği bir dünyaya gözlerini açtı. Çok fakir bir ailede dünyaya gelen İqbal, diğer çocuklar gibi 7 dolar civarı bir paraya karşılık halı üreticilerine işçi olarak satıldı. Günlük 3 cent kazanıyor ve çalıştığı aletleri de kiralamak zorunda kalıyordu. Günde 14 saat çalışıyordu, tahtanın üzerinde uyuyordu ve gelişmesini yavaşlatmak için çok az yemek yediriliyordu. Bunların hiç birine alışmadı, bunu kabul etmiyordu. Defalarca kaçmaya çalıştı ve 10 yaşına geldiğinde başardı. Dışarı çıktığında Yüce Mahkemenin çocuk köleleri yasakladığını öğrendi. Arkadaşlarını da kurtarmak istiyordu ama özgürlüğü çok sürmedi. Polis tarafından yakalanıp tekrar fabrikaya gönderildi.
Dışarıdayken öğrendiği çocuk işçiliğine karşı kampanya başlatan Bonded Labor Liberation Front (BLLF / Emeğin Serbestleşmesi için Birleşik Cephe) örgütüne ulaşmak istiyordu. Diğer çocuklara döneceğine söz vererek kaçtı ve örgütün lideri ile iletişime geçti.Artık tek başına değildi. Haklı olduğunu biliyordu ve bunun herkes tarafından bilinmesini istiyordu. Örgüt liderinin yardımıyla evraklarını tamamladı ve arkadaşlarını kurtarmaya gitti. Köle olarak çalıştığı fabrikaya geri döndüğünde artık bir kahramandı. “Korkmayın. Her şeyi öğrendim. Benimle gelin. Sizler özgürsünüz“ diye bağırdı fabrikaya girince. 5 yaşında görünen, çalışma şartları ve yetersiz beslenmeden dolayı kamburu çıkan ufak tefek bu çocuk ilk gün kendisiyle birlikte 34 çocuğu özgürlüğüne kavuşturdu. Artık önüne geçilemez bir hareketlenme başlamıştı ve devamında ülkenin her yerinde çocuk işçiler özgürlüğüne kavuşuyordu. Kimseden korkmuyordu ve kendini çok iyi ifade edebiliyordu. İqbal bir anda hakkın sembolü haline gelmişti. İqbal artık özgürlük demekti.
Amerika'da bir çok konuşma yaptı. Kalabalıklardan çekinmiyor. İnsanları ikna edebiliyordu. Ülkesinde 4 yıllık bir okula başladı ve bu okulu 2 yılda bitirdi. Artık gelişemiyordu ve hastalıkları baş göstermişti ama yapması gerekeni çok iyi biliyordu. Korkmuyordu çünkü yıllarca yeterince korkmuştu. “Şimdi işler değişti. Eskiden ben patronlarımdan korkuyordum. Şimdi onlar benden korkuyor" diye açıklıyordu durumunu. Bir gün Amerika'dan ülkesine henüz döndüğü sırada köyünde soru işaretleri ile dolu bir cinayete kurban gitti. Öldüğünde henüz 12 yaşındaydı.
İqbal gibi nice çocuk dünyanın bir çok yerinde gerek köle gibi çalıştırılıyor gerek sokaklarda dilendiriliyor. Çocukluğun çocukluğa benzediği bir dünya dileği ile. Ahmet Telli’nin de dediği gibi; “Zulme direnmektir hayat”