Yazmayalı 18 gün olmuş. Bu Steemit'te bir kalıp artık. Çoğu kişinin böyle bir ilişkisi var bu platformla. Yazmayalı şu kadar gün oldu. Yoğunluklar, yoğunluklar ve evet, yoğunluklar. Eh ben bu süreçte yine grafik paylaşımı yaptım, bunun size yararı yok elbet, nitekim yazılarımın da size bir yararı yok. Çoğu zaman bana da.
Ne diyorduk, yoğunluklar. Geçmiş bir günde 4 sınav olduğumu yazıp hayıflanmıştım. Final döneminde beterin beteri olduğunu gördüm. Gördüm ki iki günde 8 sınav da olabiliyormuş insan. 10 dakika içinde birini bitirip diğerine koşabiliyormuş. Bu hengamede bir sınavı da unutup büte bırakabiliyormuş.
Yoğun değilim, ders çalıştığım falan yok. Bu süreçte oyun oynadım, bir kitap bitirdim, iki kitap sipariş ettim. Bugün daha yeni Frond-End için girişimlere başladım, yazın mimari-mekan çizimine girmeyi düşünüyorum. Aslında hayatımda belli başlı şeyleri düzene soktuğum da yok. Bunlar ilk adımlar devamı gelir mi bilmem, zaten bu düzen istediğim bir şey mi emin bile değilim. Şu an, anı yaşamaktan memnunum. Yarın dünü düşündüğümde pişman olacağım elbet, biliyorum ama, belki o zamanlar da o anı düşünürüm sadece. Kendimi çok tanımıyorum. Aslında tanıyorum, o yüzden kestiremiyorum ne düşüneceğimi.
Neyse... İnsanız sonuçta. Döngü belli ve ben bu döngüden sıyrılabileni görmedim. Bu yüzden isteğim, dünyaya ismimi bırakmaktan çok, iyi şeyler bırakmak. Bomboş cümle. Bomboş... İyi olmaya çalışıyorum sadece. İnsanın kendisini iyi olarak tanımladığı müddetçe iyi olmayacağını biliyorum ve tam da burada bir paradoksa giriyoruz sizinle.
Ben bu kadar iyi bir insan değilim. Üstte bahsettiğim durumu lehime kullanmak değil amacım, buna inanıyorum ve size kendimi pembe çerçeveli bir fotoğrafla anlatmayacağım. Anlatmadım. Gri güzel renk. Griyi sevin, aynaya baktığınızda gördüğünüz renk bu. İnsanlara baktığınızda gördüğünüz renk.