Ne zamandır uyuyamıyorum. Gece bir çorap gibi sökülüyor ellerimde, ipini çektikçe devamı geliyor ve ben seher vaktine kadar kovalıyorum uyku denen bu illeti. Yakalasam, bir gece karanlığı çöküyor üstüme. Ben yarı ölü, bir rüyanın arefesinde bekliyorum. Çoğu zaman bekleyerek uyanıyorum. Eksikliğim, eksik hissetmem bundan sanırım.
Rüya görsem, dün geceki gibi, başka bir dünyaya uyanıyorum. Rüyaya göre değişiyor bu. Rüyam bana göre değişiyor. Ben rüyaya göre. "Efendim, böyle olacaksa görmeyeyim sizi" de diyemiyorum. Diyemiyorum ki "bizi sıkıştırdığın şu kısır döngüyü bir kırsak. Kırsak da belki yarınlar olur hayatımızda, sen de gecenin içinde huzurla çözülürsün. Rahat bırakırız birbirimizi. Dün geceki gibi gelmesen karşıma. Saçma sapan, hafif melankolik, hafif bilim-kurgu. "
Hikaye gibi anlatacağım bunu çünkü kurtulmam gerek. Üzerinde önce uzun uzadıya düşüneceğim. Notlar alacağım. Birleştireceğim ve sileceğim. Belki yayınlayacak kadar güzel olmayacak, belki ben yayınlamak istemeyeceğim, çünkü tamamen bana ait bir hikaye olmayacak, ama benden çıkacak işte. Bir zehri atmış olacağım damarlarımdan.
Konumuz bu üstte anlattığım, ama konumuzdan uzaklaşmak istiyorum.
Bazen, burada okuduklarım garip geliyor bana. Fark etmişsinizdir, çoğunlukla kendimden bahsediyorum, başkasıyla yaşadıklarımı anlatsam, bir hakka girerim gibi geliyor, o yüzden ben diyorum hep. İnsanlar diyorum. İnsan diyorum kendime. Bu gece biraz farklı, kendimi baskılamasam epey yazacağım ve biliyorum ki bu sırf benimle ilgili olmayacak.
Aslında insan, salt kendisi midir diye de soruyorum. Diyorum ki sen, sen olana kadar neler yaşadın be abicim. Aynaya baktığında gördüğün kişinin üstünde kaç kişinin emeği var. Zihnini kaç insanın izdüşümü sarmışken sen, ben diyebiliyorsun hala? Klişe bir sorun bu.
Klişeleri seviyorum, insanları da seviyorum. Sanırım. İnsanları sevmek zor. Çok yazıldı burada bu. İnsanları seviyorum diyorum ben. Konuşmak için konuşmak gibi. Bir güzellik yarışmasındaki kızın Dünya Barış'ı dilekleri gibi. İnsanlar sevilecek gibi değil. İnsan sevilecek şey elbet ama ben, sevdiğim şeyleri nedense çok seviyorum. Bu yüzden bırakamıyorum bazen işte ve bu sevgimi genellemeyeceğim.
O yüzden sevginizi saklayın hanımlar beyler. Genel geçer bir sevgi olmasın ki karşınızdaki bilsin değerini. Sonra isterse çöpe atsın. Atsın ulan, ne olacak, sen sevdin mi? Şahit oldu mu yeryüzü sana, bir serçenin omuzlarına yükledin mi sen bunu. Serçe bir yere konsa ne, konmasa ne...
Siz sevginizin hakkını verin, sevgi karşınızdakiyle ilgili bir durum mu tam kestiremiyorum. Bir film vardı, Sevmek Zamanı, tam olarak öyle düşünüyorum ben bu konuda. İnsanlar sevilir, insanlar sevilmez ve bu dünya siyah beyaz bir film değildir.
Uzaklaşamadık.