Acımdan besleniyordu, zevk duyuyordu, duymadığım kahkahalar atıyordu, cevapsız kalan sorularım ona haz yaşatan melodilerdi sanki. Dinliyordu, hayır dinlemiyordu, duyuyordu sadece. Kendini duyurabildiğin ama dinletemediğin bir hali vardı, bilmiyordun ağzından çıkan yara bantlarının onun umarsız zihnine girip girmediğini bilmiyordun. Ulaşamamak can yaktığı gibi, ulaşıp dokunamamış olmak, cevaba, saygıya değer görülmemiş olmak ruhunu derinliklerde kimse görmezken paramparça ediyor, ve duyurmaktan utandığından susuyordun. Sen susuyordun, ama beynindeki o kirli sulardan beslenen yaratık susmuyor kafanın içindeki binlerce kulaktan sana bağırıyor, hakaret ediyor, küfrediyor, doğmamış olmanı, yaşamamış olmanı diliyor, yaşayamayışınla seninle öldüresiye dalga geçiyordu. Hepsini kapamak istiyordun bir düğme ile, elinden düşüremediğin, gözünden ayıramadığın o beynindeki tüm sesleri uyutabilen tek varlık olan ekranlar gibi kapatmak istiyordun beyninin boş tahtasını. Zor olacak, konuşulacak ama yapacaksın, yapıyorsun, yapt- TAK!