Hüzün
Gençliğin hüznü var yüreğimde
Umutsuz bir sakat kuş
Derin izler bulunan parmaklar
Başımda çiçekler
Uçan tek günlük kelebekler
Akşamüstü esintisi
Söylesene arkadaşım
Dinler misin gamlı duvarlarımı
Yirmi beş yaşımın sonlarında
Alır mısın beni melcene
Gloom
Have the gloom of youth in my soul
A desperate sore bird
Fingers with deep marks
Flowers on my head
Flying single day butterflies
Afternoon breeze
Tell me my friend
Would you listen to my wicked walls
At the last days of twenty-five years old
Will you take me to your shelter
Şiir bir yara bandı gibi mi, ya da yaranın kendisi gibi mi yoksa kabuk bağlamaya çalışan aciz yarayı deşen çocuk gibi mi bilmiyorum. Ama belirli dönemlerde gelen, kendine engel olamadığın yazma arzusu. Beğenmesen bile iyi olup olmadığı ile ilgili endişe duyamadığın bir iç dökümü. Dilin söylemeye varmadığı bir takım sözcüklerin bir araya gelmesi, oluşmaya cümleler, oluşan cümleler. Kuralsız yapılar. Duygular evrensel tabi, ama bu sefer bir de ingilizce yazmayı denedim, şiir çevirisi başlı başına bir alan olduğu için ikinci bir dili çok iyi bilmek ve konuşmak yetmiyor, o yüzden çevirmek yerine tekrar yazdım, nasıl oldu bilmiyorum, beğenmesem de önemsiyemiyorum şiir olduğu için, çünkü şiir denilen bu yazılar, kelimeler, söylemler kendi kendini yönetiyor ve müdahil olamıyorum. Yaralı olmak lazımmış şiir yazmak için @Sahinadm dedi. Görmediğin, bilmediğin, farkında olmadığın arada gelen bir misafirse bu yara, insan yazmaya engel olamıyor belki de.
Resimler bana aittir.