Birbirimizden etkilenerek hareket ediyoruz. Beni kısıtlamadan hayatıma yön verişine hayranım! adımlarım sendeleyerek değil, düz bir zeminde zik zak çizmeden emin şekilde atılıyor. Hepsi senin sayende, yağmurlu bir gün sonrası güneşe ulaşıyorsa, sırf bu yüzden mutluysam varlığın içindir. Varlığına dua edilmeli o anda! O anda yapılacak o kadar şey varken, biz klas bir rutini hayatımız edinerek, ona tutuluyorsak vardır bir bildiğimiz. Oradan almayın bizi. Ait olduğumuz yerden ayrılırsak bir çiçeğin ışığa küsmesi gibi yok oluruz değil mi? aynı bulvarda yollarımızı kesiştiren hayat? değil mi, o saklandığın patikadan yoluna güneş ışıkları saçan? değil mi, onun elini tuttuğunda kalbinde bir çiçek açması anına şahit olmak? işte tam o anda! biraz o ana bağlı yaşamak...
Adaptasyon dediğin bir yere alışmaksa, ben kesinlikle seninle paralel büyüyebilirim. Gözyaşlarımızın rengi bile aynıysa hangi hayat kademesi seni benden ayrı koyabilir? Neye inanmalıyız sevgilim? var oluşuna aranan şahitler sence de biraz yalan değil mi? hayatın abartı sahnelerinden pat diye geçip gidemez miyiz? biz bu kadar güçlü olduğumuza dair somut inanma yöntemlerimizle tutunurken - acıya sırtını yaslamak gibi bir şeydi senin merhaba diyişin. Hani hem bir tatlılık var ederken, hemde yok ettiğin tonla gülüşün hesabını ben veremem... oldum olası hiç anlamam matematikten. Sırrını çözebileceğime inandığım bir kelimeler kaldı elimde! akla inat, hala benim olabileceğini düşündüğüm şahane eserlerim.
Sana mutlaka yazacağım içime dair ne varsa hissettiğim... habersiz koymam seni bu uğurda hissettiğim ne varsa eksiltmeden yada incitmeden kelimeleri. Onlar asla acı çekmemeli! acısız bir ölüm istersen doğru adres ben değilim.