Hello Dear Pinmapple Friends;
I would like to share with you the village where I was born but had to leave due to some political events. Our village; It is located in the Baskale district of Van, Turkey. In this district, it is mentioned as Tahıl village in official records or as its Turkish name, but the name used by the local people for the village is 'Aşkita'. This is a village between the mountains. It is located 45 minutes away from the town center and two and a half hours away from the city center of Van.
Merhaba Değerli Pinmapple Dostları;
Sizlere doğduğum ama bazı siyasi olaylar sebebiyle terk edip bırakmak zorunda kaldığımız köyümüzü paylaşmak istiyorum. Köyümüz; Türkiye'nin Van şehrinin Başkale ilçesinde yer almaktadır. Bu ilçede resmi kayıtlarda veya Türkçe ismi olarak Tahıl köyü diye geçmektedir fakat yöre halkının köy için kullandığı isim 'Aşkita'dır. Burası dağlar arasında kalmış bir köydür. İlçe merkezine 45 dk uzaklıkta, Van il merkezine ise iki buçuk saatlik bir mesafede yer alır.
First of all, I would like to tell you about the history of Başkale district. In fact, the history of the villages in Başkale is almost close to the district of Başkale. It is difficult to determine the direct history of a village. It is difficult to say who the first settlers were, when they came or why they chose this village. Instead, the reasons for choosing a settlement in general are almost the same everywhere. If it is a place close to a water source, suitable for building a house, suitable for agriculture and animal husbandry, those who come first start to settle, and in this way they continue to live there from generation to generation. I tried to reflect it from a wide angle by taking photos from far places as far as I could or as far as I could. In this way, we see why people who want to settle in a settlement or a suitable place prefer these places. I really wonder; Who was the first to come to this region, who was the first to set foot? He passed here as he was passing through the roads he first walked (probably because he is so old). Was it an exiled family that came first? Maybe they got tired after their exile and decided to rest here, and after a while, either because they got used to it or because they realized it was convenient, they wanted to stay. Sometimes it's weird to think about who was the first person to pass or set foot in a place. There are still untouched spots in the world. I'm not saying it's not discovered yet, it's undiscovered spots. You can see many places from the satellite, but not all of them have been set foot. Perhaps a messenger carrying news from one state to another had passed through here on his horse. The first to pass, the first to set foot...
Öncelikle size Başkale ilçesinin tarihinden bahsetmek istiyorum. Zaten Başkalede ki köylerin tarihçesi de Başkale ilçesi ile neredeyse yakındır. Bir köyün direkt olarak tarihçesini belirlemek zordur. İlk yerleşenler kimlerdir, ne zaman geldiler veya bu köyü ne için seçtiler diyebilmek zordur. Bunun yerine genel olarak bir yerleşim yeri seçme sebepleri neredeyse her yerde benzerdir. Su kaynağına yakın, ev yapmaya müsait, tarım ve hayvancılık için elverişli bir yer ise ilk gelenler yerleşmeye başlarlar ve bu şekilde nesilden nesile orada hayat sürmeye devam ederler. Fotoğraflarda çekebildiğim kadarıyla veya uzaklaşabildiğim kadarıyla uzak yerlerden fotoğraf çekerek geniş açıdan yansıtmaya çalıştım. Bu şekilde bir yerleşim yerine veya uygun görülen bir yere yerleşmek isteyen insanların, ne için buraları tercih ettiklerini görmüş oluyoruz. Gerçekten de merak ediyorum; ilk kim gelmiş bu bölgeye, ilk kim ayak basmış. İlk kim olarak yürüdüğü yollardan geçerken (çok eski olduğu için muhtemelen yürüyordur) buradan geçmiş. İlk gelenler sürgün edilmiş bir aile miydi acaba? Belki de sürgünlüklerinden sonra yorulup burada dinlenmeye karar vermişler ve bir süre sonra ya buraya alıştıkları için ya da elverişli olduğunu fark edip kalmak istemişler. Bazen düşününce bir yerden ilk geçen veya oraya ilk ayak basan kişinin kim olduğunu düşünmek garip geliyor. Hâlâ dünyada ayak basılmamış noktalar var. Henüz keşfedilmemiş demiyorum, ayak basılmamış noktalar. Uydudan birçok yeri görebilirsiniz ama hepsine ayak basılmamıştır. Belki de bir devletten başka bir devlete haber götüren bir haberci atıyla buradan geçmişti. İlk geçen, ilk ayak basanlar...
History:
Van province was a settlement before the Urartu state. But the Urartians declared this place the capital. After the Urartians declared it the capital, the city of Van and its districts caused more population and expansion in their population. As a result of these expansions, many new settlements and new villages have emerged. Probably our village has a long history of settlement because it is a place suitable for settlement, animal husbandry and agriculture.
Baskale district; It was called Adamma during the Urartians period, and it was known as Adamakert during the Armenian period, which was the state government later on. The district of Başkale was located in the border region of the states of the period. After the Urartians, Safavids, Romans, Armenians, Muslim conquests, they finally took part in the Ottoman Empire. In general, it had an important place in conquests and wars, as it was always a border region. The name 'Baskale' was taken after the establishment of the Turkish Republic. The name of our village was named 'Tahıl' after the local names were translated into Turkish.
Tarihçe:
Van ili Urartu devletinden önce de yerleşim yeri idi. Fakat Urartulular burayı başkent ilan etmişti. Urartuluların başkent ilan etmesinden sonra Van şehri ve ilçeleri daha fazla nüfuslanmaya ve nüfuslarında genişlemesine sebep olmuştur. Bu genişlemeler sonucunda birçok yeni yerleşim ve yeni köyler ortaya çıkmıştır. Muhtemelen bizim köyümüzün yerleşim tarihi daha eskiye dayanıyor çünkü yerleşime, hayvancılığa ve tarıma uygun bir yer.
Başkale ilçesi; Urartulular döneminde Adamma olarak isimlendirilmiş, daha sonrasında ki devlet yönetimi olan Ermeniler döneminde ise Adamakert olarak biliniyordu. Başkale ilçesi bir nevi dönemin devletlerinde sınır bölgesinde yer alıyordu. Urartulular, Safeviler, Romalılar, Ermeniler, Müslüman fetihlerinden sonra son olarak Osmanlı İmparatorluğunda yer aldı. Genel olarak hep sınır bölgesi olduğu için fetihlerde ve savaşlarda önemli yer tutmuştur. 'Başkale' ismini ise Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra almıştır. Yöre isimlerinin türkçeleştirilmesiyle köyümüzün ismide 'Tahıl' olarak adlandırılmıştır.
Economy:
The main source of livelihood of Başkale district and its villages is agriculture and animal husbandry. Along with cattle and small cattle breeding, poultry and honey breeding are available. It is raised in special cattle such as buffalo. Animals, on the other hand, are sold in markets during special times such as the feast of sacrifice. The cattle and small cattle raised in our village are sent to the markets.
Crop production remained limited due to unfavorable climatic conditions. The most important reason for this is the harsh and long-lasting climate. In fact, they had to stay in the village for about eight months due to the harsh winter conditions. Wheat, barley and potatoes are the most commonly grown crops. In our village, there were mostly these products.
One of the greatest wisdoms of the 'Creator' is that he has determined a blessing like bread as the most ancient blessing that everyone will need. Maybe that's why Wheat is the most grown food. It is a blessing that can be grown almost anywhere. Bread means the most ancient blessing. It brings to mind ancient communities. I haven't heard of anyone who died of starvation in our village or other villages until now. People held grudges against each other, there were fights and deaths, but I did not hear anyone die of starvation directly. In other words, due to ancient blessings such as bread, people have often stayed away from starvation. I could not come across it in our village, but in our country, breads are made in tandoori. My childhood did not pass in the village, but in the house where we grew up in the Edremit district of Van, breads were made from tandoori, just like in the village.
Ekonomi:
Başkale ilçesi ve köylerinin başlıca geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Büyükbaş ve küçükbaş hayvancılıkla birlikte kümes hayvancılığı ve balcılık mevcuttur. Manda gibi özel büyükbaş hayvanlarda yetiştirilir. Hayvanlar ise kurban bayramı gibi özel zamanlarda pazarlarda satılır. Bizim köyümüzde de yetiştirilen büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar pazarlara gönderilir.
Bitkisel üretim ise iklim şartlarının elverişsiz olması sebebiyle kısıtlı kalmıştır. Bunun en önemli sebebi ise iklimin sert ve uzun sürmesidir. Hatta öyle ki, yaklaşık sekiz ay kış şartlarının ağır olması sebebiyle köyde kalmak zorunda olmuşlardır. Buğday, arpa ve patates en çok yetiştirilen ürünlerdir. Köyümüzde de en çok bu ürünler vardı.
'Yaratıcı'nın en büyük hikmetlerinden biri de ekmek gibi bir nimeti en kadim ve herkesein ihtiyacı olacağı bir nimet olarak belirlemiştir. Belki de bu yüzden Buğday en çok yetiştirilen gıdadır. Hemen her yerde yetiştirilebilen bir nimettir. Ekmek demek en kadim nimet demektir. Eski toplulukları akla getirir. Ben şu ana kadar bizim köyümüz ve diğer köylerde, açlıktan ölmüş birini duymadım. İnsanlar birbirlerine kin tutmuş, kavgalar ve ölümler olmuş fakat direkt olarak açlıktan öleni duymadım. Yani ekmek gibi kadim nimetler sebeiyle insanlar açlıktan ölmeye uzak kalmışlardır çoğu zaman. Köyümüzde denk gelemedim ama bizde ekmekler tandırda yapılır. Benim çocukluğum köyde geçmedi ama Van'ın Edremit ilçesinde büyüdüğümüz evde tandırdan ekmekler yapılırdı köydeki gibi.
Tourism:
If I briefly talk about the whole district in terms of tourism, there are castles from the Urartians and Armenians in the Başkale district. In addition, travertines, which are only two hot springs in Turkey, are found both in Pamukkale and in Başkale. Apart from this, there is an inverted tulip seen only here in the world. In our village, if you notice in the photos, there is an old castle that is mostly covered with earth. We have no information about the history of this castle. Castle; it has never been studied by researchers or archaeologists until now. I wonder who built this castle, who lived in it, what it was built for and why it was abandoned. I wonder if it contains anything. Who lived in this castle? Have the kids run around here? When I see an ancient relic, I always wonder who lived here.
I want to write the names of some ancient ruins; Albayrak Bartelemous Church, Lateral Church, Kelekom Bridge, Pizan Castle...
Turizm:
Turizm olarak tüm ilçeden kısaca söz edersem, Başkale ilçesinde Urartulular ve Ermenilerden kalma kaleler var. Ayrıca Türkiye'de sadece iki yerde bulunan sıcak su kaynağı olan travertenler hem Pamukkale'de hem de Başkale'de bulunur. Bunun dışında dünyada sadece burada görülen ters lale vardır. Bizim köyümüzde ise fotoğraflarda dikkat ederseniz eski ve büyük bir kısmı toprakla örtülü bir kale var. Bu kalenin tarihçesi hakkında hiçbir bilgimiz yok. Kale; şu ana kadar araştırmacılar veya arkeologlar tarafından incelenmedi hiç. Bu kaleyi kimlerin yaptığını, içinde kimlerin yaşadığını, ne için yapıldığını ve neden terk edildiğini merak ediyorum. İçerisinde bir şeyler barındırıyor mu merak ediyorum. Kimler yaşadı bu kaleni içerisinde. Çocuklar koşturmuş mudur burada? Eski bir kalıntı gördüğümde hep burada kimlerin yaşamış olduğunu merak ederim.
Bazı eski kalıntıların isimlerini yazmak istiyorum;
Albayrak Bartelemous Kilisesi, Yanal Kilisesi, Kelekom Köprüsü, Pizan Kalesi...
My grandfather's grandfather's name is 'Pasha'. He gave great support to the National Struggle during the founding years of the Turkish Republic. In this way, he received a medal by the hand of Atatürk himself. When people who were rewarded in this way after the wars returned to their villages, they established dominance in the villages either with their rights or with some tyranny. There isn't much of a bullying story in our family's told history. In general, the events that took place at certain rates everywhere have definitely happened in our village as well. During the period of my grandfather's father, our dominance increased both in the village and in the surrounding areas. When 'Ağalık' reached my grandfather, there were approximately four villages. And from the 1970s onwards, they started to develop themselves by engaging in different sectors. They started to rise in many commercial areas, especially in fuel oil. The number of people who came and went in his village started to increase.
Of course, not everything went so well. The fate of the Eastern Anatolia region began to change due to the PKK terrorist organization that was established towards the end of the 1970s. This move, which seemed right to some, actually started to bother many people. Unable to find support, they began to take what the villagers had by force. The atmosphere, which started to heat up in the 1980s, was experiencing its peak period in the 1990s. What I referred to as the peak period was constant conflicts. Thousands of people had died. But it was the village people who suffered the most from this situation. No one could understand their plight. They could neither go nor stay. They could not go because their whole life had been built there, and a group that appeared out of nowhere was saying that the villagers had to help themselves or they had no right to live. On the other hand, the state security forces punished the villagers who had to support terrorism under pressure. The villagers, to whom no one listened, could neither go nor stay. But in the 1990s, it became obsessed with all the eastern people, and some migrated individually and some as a group. In our family, when I was two, they left the destroyed house you see in the photos. That house, abandoned in 1994, now stands in ruins like this. Kind of like the picture of Turkey, which could not find logical solutions to the events.
Dedemin dedesinin ismi 'Paşa'. Kendisi Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarında Milli Mücadele'ye büyük destekler vermiştir. Bu sayede bizzat Atatürk'ün eliyle madalya almıştır. Eskiden savaşlardan sonra bu şekilde ödüllendirilmiş kişiler köylerine döndüklerinde ya haklarıyla ya da biraz zorbalıkla köylerde hakimiyet kurmuşlardır. Bizim ailemizin anlatılan tarihinde pek bir zorbalık hikayesi yoktur. Genel olarak her yerde belirli oranlarda yaşanan olaylar bizim köyümüzde de olmuştur mutlaka. Dedemin babası döneminde hem köyde hem de civar yerlerde hakimiyetimiz artmıştır. 'Ağalık', dedeme ulaştığında ise yaklaşık olarak dört köyün ağalığı vardı. Ve 1970'lerden itibaren farklı sektörlere el atarak kendilerini geliştirmeye başladılar. Başta akaryakıt olmak üzere ticari birçok alanda yükselmeye başladılar. Köyünde geleni gideni artmaya başladı.
Tabi her şey böyle güzel devam etmedi. 1970'lerin sonlarına doğru kurulan PKK terör örgütü yüzünden Doğu Anadolu bölgesinin kaderi değişmeye başladı. Kimine göre doğru gelen bu hareket aslında birçok insanı rahatsız etmeye başlamıştı. Destek göremeyince zorbalıkla köylülerin ellerindekini almaya başladılar. 1980'lerde iyice ateşlenmeye başlayan ortalık 1990'larda zirve dönemini yaşıyordu. Zirve dönemi olarak bahsettiğim şey ise sürekli çatışmalardı. Binlerce insan hayatını kaybetmişti. Fakat bu durumdan en muzdarip olanlar ise köy insanıydı. Kimse onların durumunu anlayamadı. Ne gidebildiler ne de kalabildiler. Gidemediler çünkü tüm hayatları orada kurulmuştu, bir anda ortaya çıkan bir grup, köylülerin kendilerine mutlaka yardım etmeleri gerektiğini yoksa yaşam haklarının olmadığını söylüyordu. Diğer taraftan devletin güvenlik güçleri ise, baskı altında teröre destek vermek zorunda kalan köylüleri cezalandırıyordu. Kimsenin dinlemediği köylüler ne gidebiliyordu ne de kalabiliyordu. Fakat 1990'larda artık tüm doğu insanının canına tak etmişti ve kimi bireysel olarak kimi de toplu olarak göç ettiler. Bizim ailemizde, ben iki yaşında iken, fotoğraflarda gördüğünüz yıkılmış evden ayrıldılar. 1994'te terk edilen o ev şimdi bu şekilde yıkılmış bir hâlde duruyor. Bir nevi yaşanan olaylara mantıklı çözümler bulamayan Türkiye'nin resmi gibi.
The village... It's a strange place. It is a place where it is not desirable to return permanently after leaving, but it always has a longing in it. A place where occasional visits are made and memories are spoken over and over again. A person who is fascinated by the charm, beauty and commercial abundance of city life does not want to return to the village and live in a small life. Nobody wants to see more buildings, sit in a cafe, see different sightseeing areas, or get up from places where you can always sit with the opposite sex and return to a simple, oppressive and less colorful life. It was the same in our family. We were getting used to the city life we came from. Of course, since we were children, we were not very aware of the change. But the place where we grew up was very big and a place with lots of activity. Probably our elders started to like this new life more than village life.
Köy... Tuhaf bir yerdir. Ayrıldıktan sonra bir daha kalıcı olarak dönülmek istenmeyen ama içinde hep bir özlem barındıran bir yer. Ara sıra ziyaretlerin yapıldığı, hatıraların tekrar tekrar konuşulduğu bir yer. Şehir hayatının cazibesine, güzelliklerine, ticari berekeketliliğine tutulmuş bir insan tekrar köye dönüp küçük bir hayatta yaşamak istemez. Daha fazla bina görmek, bir kafede oturmak, farklı gezi alanları görebilmek veya karşı cinsle sürekli oturabileceğin yerlerden kalkıp sade, baskıcı ve az renkli bir hayata dönmeyi kimse istemez artık. Bizim ailemizde aynısını yaşadı. Artık geldiğimiz şehir hayatına alışmaya başlamıştık. Tabi biz çocuk olduğumuz için değişimin çok farkında değildik. Ama büyüdüğümüz yer çok büyük ve aktivitesi bol bir yerdi. Muhtemelen büyüklerimizde artık bu yeni hayatı köy hayatından daha çok sevmeye başlamıştı.
In the pictures you can see many different details about village life. Yes, this is Tahıl village located in Başkale district of Van city of Turkey. Also known as 'Aşkita'. Village houses that were destroyed because of abandonment, village houses that were renovated for those who continue to live... In the past, most of the village houses did not have a bathroom. In some of them, even a bathroom is set up in a corner of the house. They were bathed in large basins. Toilets are located outside the houses. My earliest memories include after the village. I have some vague images in my mind, but they are all for the period after I left the village.
I shared my village with you. Instead of writing on the details in each photo one by one, I talked about the situation of a village in Eastern Anatolia in general.
My home village. All of our lives have been through similar things, although there are some differences.
Resimlerde birçok farklı ayrıntı görebilirsiniz köy hayatı ile ilgili. Evet, burası Türkiye'nin Van şehrinin Başkale ilçesinde yer alan Tahıl köyü. Diğer adıyla 'Aşkita'. Terk edildiği için yıkılmış köy evleri, sonrasında yaşamaya devam edenler için yenilenen köy evleri... Eskiden köy evlerinde banyo yokmuş birçoğunda. Hatta bazılarında evin bir köşesine kurulurmuş banyo yeri. Geniş leğenler içerisinde yıkanırlardı. Tuvaletler ise evlerin dışında yer alıyor. Benim en küçüklük anılarım köyden sonrasını içeriyor. Hayal meyal bazı kareler var aklımda ama hepsu köyden ayrıldıktan sonraki dönem için.
Köyümü sizlerle paylaştım. Tek tek her fotoğrafta yer alan ayrıntı üzerine yazmak yerine genel olarak Doğu Anadolu'da yer alan bir köyün durumundan bahsettim.
Benim köyüm. İçerisinde biraz farklılık barındırsada hepimizin hayatı benzer şeylerden geçmiş.
●All photos are taken from my own mobile phone.
●>Tüm fotoğraflar kendi cep telefonumdan çekilmiştir.