Bugün Belçika’da bulamadığım ama aklımdan da atamadığım bizim meşhur kol böreğinden yazı paylaşmak istiyorum.
Sizin canınız çektiği zaman en fazla sabah olmasını beklersiniz ve bu arzunuza çok rahat ulaşabilirsiniz. Bizim gibi memleket hasreti çeken ve gurbette olanlar ne yapsın. Mecburen Türkiye’ye gittiğimiz de sevdiğimiz tüm yemeklerde yaptığımız gibi börekten de fazla fazla yiyerek midemize stok yaptırıyoruz.
Ancak bu iş öyle deve misali, hörgücünü suyla doldurup bir ay boyunca susuzluk çekmesi gibi bir olay olmadığı için, hamilelerin aşermesi gibi insanın aklına düşünce gitmek bilmiyor. Çok nadir de olsa Türkiye’ye gidenlere her ne kadar börek ile beraber baklava siparişi versem de, bu sefer bu yediklerim bana kilo olarak geri dönüyor. Yaptığım iş icabı genelde bilgisayar başında olmam nedeni ile yediklerimi yakmak gibi bir şansım yok. Zaten işi bilgisayar üzerine olanlar ne demek istediğimi şuan hayalinde canlandıra biliyorlardır.
Benim en büyük avantajım boyumun uzun olması, 1,90’nın üzerinde olunca en azından yediklerimi vücutta yayacak baya mesafem bulunuyor. Siz de böyle bir şans yoksa elimden de birşey gelmez. Siz neyli börek seversiniz? Benim en çok sevdiğim börek türü, ıspanaklı ve kıymalı börek. Gerçi şuan da hangisi olsa farketmez bir tepsi yuvarlardım.
Aklınızda olsun, canınız börek çektiği zaman önünüze çıkan ilk börekçiye girip midenizi tıka basa doldurmayın. Kullandığı malzemeler ile ilgili bilgi almaya çalışın. Bir kere hamurun yapımında margarin kullandılarsa kesinlikle oradan uzak durun, tereyağının da hiç olmazsa bilinen kaliteli markalardan olmasına dikkat edin.
Bilmem siz hiç rastladınız mı, böreğin içine rendelenmiş yeşil mercimeği kıyma ile karıştırarak koyanlar var. Bu şekilde üç kağıtçılar kıymadan kar edecekler. Son zamanlarda bu işi soya ile de büyütenler , abartı seviyesine getirenlerde olmuş Haberlerde karşılaştığım için bunlarada dikkat edin.
Yazımızı bilindik bir sloganla bitirelim, siz siz olun bildiğiniz yerden yiyin, için, giyinin.